Yap(a)madıklarım


Animasyon filmleri...

Uzun ya da kısa olması fark etmiyor aslında. Farklı bir şeyler yapmak, çizimlere hareket ve özünde duygu katmak izlerken bu kadar güzel ise bunu yapmak kim bilir ne kadar keyiflidir.

Wordpress'e geçmeden önce PHP, JS ve CSS dosyalarında yer alan kodları ilk satırından son satırına kadar Notepad++ kullanarak hep kendim yazdım. Uzun uğraşlar sonucu yazdığım kodları test etmek üzere Web tarayıcısını açıp yenile (F5) tuşuna basmanın heyecanını anlatamam.

Yazdığım kodların istenildiği gibi kararlı bir şekilde çalışıp çalışmadığını test ederken duyduğum heyecana ve olumlu netice hâlinde yüzüme yansıyan mutluluğa dair hislerin animasyon sanatçılarında da olduğunu tahmin ediyorum. Her ne kadar dijital dünyanın klavyesi faresi, ekranı gibi ortak ürünleri kullanıyor olsak da animasyon hazırlayan kişilerin gerçek manada sanatçı olduklarını düşünüyorum. Çünkü yukarıdaki animasyonu izlediğinizde içecek kutusu binaları ve önüne gelen diğer her şeyi devirirken sokaktaki dükkan tabelalarının McDonald's'ı, Burger King'i, Starbucks'ı anımsatır ve onların o gezegendeki şubeleri olduğunu düşündürür şekilde tasarlandığını görürsünüz. Bu bilinçaltına daha girmeyi başarabilecek bir detaydır. Oysa programcılık öyle değil. Programcılık bir matematik işi. Fonksiyonu (metodu, programı) kurarsınız, ham madde verirsiniz, çıktı alırsınız...

Animasyon filmlerine dair daha birçok şey söyleyebilirim aslında. Ama daha anlatılacak birçok konu olduğunu anımsayınca bağlamak istiyor insan. İleryen zamanlarda bu konuya dönüp ayrı bir başlık açarım belki. Netice itibariyle yukarıda güzel bir örneğini eklediğim gibi; insanı gülümseten, hayal kurduran animasyonlar yapmayı çok isterdim. Lâkin insanın uzmanlık alanları belirli olmalı. Benim bilişimdeki uzmanlık alanım, yazılım; kod yazmak... O yüzden bir grafik işleme bilgim kendime yetecek kadardır. Bu sebeple olacak hâlâ Photoshop ya da Illustrator öğrenmek için bir girişimde bulunmadım ve hâlâ artık geliştirilmesi dahi durdurulmuş, program çöplüğünde çoktan yerini almış Corel Photo Impact X3 kullanıyorum. Ve yine kader beni hep Ceza Hukuku alanında çalışmaya zorlasa da Akademik manada Ceza Hukuku'na dair tek satır yazmak istemiyorum. Çünkü ben Medenî hukukçuyum, kendime belirlediğim uzmanlık alanım bu!

Ve diğer şeyler...

  • Bir müzik aleti çalmayı çok isterdim mesela. Öğrencilik yıllarımda birkaç teşebbüste bulunmuş ve hatta bir amplifikatör almış da olsam bir neticeye eremedim. Bunu da kod yazarken daha çok eğleniyor olmama bağlıyorum. Zira onlara ayıracağım vakitlerde yazılıma dair onlarca yeni şey öğrenmiş oldum. Her ikisi de başarabilen insanları gördükçe imrendiğim olmuyor değil tabi.
  • "Defilelerimde Michelangelo'dan, Abidin Dino'dan esinleniyorum" şeklinde cümleler kurmak isterdim. Tabi insanın rutininde kürsüye çıkıp değişen seslere, simalara rağmen aynı savunmaları dinlemek olunca, boynuna iki kat dolanmış parlak turuncu şal benzeri atkılı insanların bambaşka dünyalarına göz çevirmeden edemiyor. 🙂 Bu tarz insanlarla yapılan röportajları izlediğimde nedense bende hep farklı gezegenlerde yaşadığımız hissi uyanır. Çevremde böyle insanların olmamasından kaynaklı sanırım. İnsanın yaptığı iş hayatını etkiliyor gerçekten de.
  • "Bu tabağa Orta Doğu baharatlarının eşsiz esintilerini yansıttım. Bu sadece bir tabak değil, Babil'in eşsiz bahçelerinde çıkılan bir gezinti..." gibi cümleler kurmak isterdim. Bizde tam tersi bir duygu gelişti tabi. Bu tarz cümleler kullanan insanların tabaklarını afiyetle yedik. Kalıntılarını ekmekle sıyırarak üstelik. Babil'in eşsiz bahçelerinden kalan iç savaş sonrası Bağdat sokakları...
  • Facebook, Twitter gibi şirketlerde çalışmak isterdim. Olmadı Devexpress gibi şirketlerin tekliflerini de değerlendirebilirdim. 🙂 Muhtemelen çoğu kişinin hayalidir bu. Lâkin zaten vaktimin çoğunluğunu harcadığım bir işin mesleğim olası keyifli olurdu sanırım.
  • Son olarak "az hareket çok iş" prensibine kendimi çok kaptırdım sanırım. Kullandığım farenin hareket hassasiyeti en sonunda. Milim oynatsam ekranın bir başından öbür başına gidiyorum. Daha az işlem yapayım diye irili ufaklı çok sayıda program yazmışım. Misal daha önce çalıştığım kurumdaki ağ yapılandırması ile evdeki ağ yapılandırması farklı olunca sürekli ağ ayarlarına girip IP değiştirmemek için küçük bir araç yazmıştım. 🙂 Tabi bu durum hareketsiz bir yaşam biçimi hâline gelince sonuç tahmin edildiği gibi oluyor. Bu yüzden keşke sporu daha erken yaşlarda yaşam biçimi hâline getirseymişim.

İlk etapta aklıma gelen bunlardı. İleri de aklıma gelen şeyler olursa buraya ek yaparım. Sağlıcakla...

Yap(a)madıklarım” konusunda 1 yorum

  1. Dursun dedi ki:

    Ahahaha… Abi çok iyi olmuş…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir